#191 maaş zamları, adalet ve saydam organizasyon

maas zamlari

#191 maaş zamları, adalet ve saydam organizasyon 

geçtiğimiz haftasonu istanbul'da bir meetup düzenledik. etkinliğimize gelen, bizlerle tanışan herkese ve bizi güzel mekanında ağırlayan walter's ekibine teşekkür ederiz! 

bu bölümün ana konusu maaşlar. içinde bulunduğumuz dönemde çoğu firma maaş zamlarını açıkladı ve şubat ayı itibariyle çalışanlar zamlı maaşlarını alacaklar. devlet kurumlarının enflasyonu %20 açıkladığı bu dönemde maaş zamları gerçekten çok önem kazandı. bölümün büyük bir kısmında maaş zamları nasıl ayarlanmalı ve açıklanmalı, maaşlarda adalet nasıl sağlanır ve sağlanmalı mı, saydan organizasyon nasıl olur gibi konuları tartıştık.

bölümde bahsettiğimiz buffer adlı girişimin saydamlık politikası ile ilgili:

- saydamlık ekranı: https://buffer.com/transparency
- buffer'da saydamlığın hikayesini anlatan bir yazı: https://open.buffer.com/transparency-timeline/
- buffer'da çalışanların maaşlarını hesapladıkları araç: https://buffer.com/salary/chief-of-special-projects/average/

edelkrone DNA dokümanı:

https://manage.edelkrone.com/Dna/Download

bu bolumun transkriptini cikaran Samet Kilic a cok tesekkurler

Girişimci Muhabbeti Bölüm 191 Transkript

Samican: Merhaba ben Samican, 

Barış: Merhaba ben Barış,

Tuna: Merhaba ben Tuna,

Samican: Girişimci Muhabbeti’nin 191. Bölümüne hoş geldiniz. Evet bu gün biraz gerçekten zorlanarak bir araya geldik. 

Barış: Evet bütün bölümleri böyle aşağıdan başlatıyosun ondan sonra bize şey geliyor enerjinizin düşük olduğu bölümler falan öyle bir şey yok ya! Hep zorlanıyoruz hep takınt..

Samican: Ya ne alakası var ? enerjimizin düşük olduğu bir bölüm var onda da ben hastaydım, zehirlenmiştim, sonrasında kusmaya falan başladım. 

Barış: Ben yoktum orda. Ben yokken enerjiniz düşük.

Samican: Sen varken nasıl enerjimiz düşük olacak Barış ? Herkesi diken üstünde tutan başka biri yok.

Tuna: (gülüyor)

Barış: Aynen. Herkesi geriyorum böyle herkes gerginken yapıyor bölümü sonra rahatlıyorlar. Bir tane yorumda da şey yazmışlar çok komik, yorumu tuna tekrar okur da; sonunda şöyle bir şey yazıyor ; samican bilgiyi ve araştırmayı, tuna ciddiyet ve kurumsallığı, barış samimiyet ve neşeyi temsil ediyor. O kadar iyi ki yani gerçekten böyle bir şeyin temsilcisi olduğum için çok gurur duyuyorum böyle algılandığım için çok mutluyum. O yüzden yani benden kesinlikle gerginlik bekleyemezsiniz ben sizi neşeyle ve samimiyetle dik tutuyorum. 

Samican: tabiki de, şeyi konuşalım istersen öncelikle meetup ı konuşalım, 

Tuna: evet ya naptınız meetupta ? 

Barış: aynen ben samicanla neredeyse hiç konuşmadım 2 farklı mmetup experienceımız olduğu için. 

Samican: experience değil deneyim, insanlar artık yeter İngilizce konuşmayın diye her yerde yazıyorlar barış ve sen hiçbir iyileşme göstermedin ya. 

Barış: hıı evet, 

Samican: evet. Tepki de bu. Evet biraz şey yap lütfen dikkatli ol. (kopma) Ankara’dan geldim, annem ve teyzem de oradaydı, mekan sahibi ali ve eşi de oradaydı, onlar da katıldılar muhabbete. Öncelikle herkes çok ilgili, gerçekten çok meraklılar. Herkes çok, nben çok uytandım orada yanaklarım falan kızardı konuşurken. Çünkü herkes şey diyor ‘ne kadar çok şey biliyorsunuz’ falan. Ben de şey demeye çalışıyorum yani öyle değil aslında, 

Barış : numara hiçbir şey bildiğim yok biliyormuş gibi yapıyorum. 

Samican: gerçekten numara yapıyorum arkadaşlar. Onu anlatmaya çalıştım bir an. Gerçekten numara yapıyorum. 

Barış: evet samican öyledir yani ilk tanımanızın böyle 1 ayında falan dersiniz ki vay be inanılmaz biriymiş sonra yavaş yavaş o böyle yüzeyselliğin farkına varırsınız ve dersiniz ki tamam ya çok da bir şeyden anlamıyormuş zaten.

Samican: evet gerçekten öyle, yani biliyormuş gibi yapmaktan kaynaklı bir şey, aslında şöyle tam öyle bir yüzeysel bir insan olduğumu söylemem de, barışçım senin gibi kendimi gömmeyeceğim ama, şimdi ben 4 yıl yatırım bankacılığı yaptığım için ve kurumsal finans orada da konsept şu zaten, 8 hafta içerisinde bir şirketi öğrenip ceosuyla birlikte toplantıya gitmen gerekiyor. Ondan dolayı bu pandomim miydi ? hani Fransız sokak sanatçıları vardır ya sanki bir duvar varmış onun gibi davranırlar.

Tuna : hıhı pandomim evet

Samican : yani sürekli o şekilde bir  durum içerisine giriyorsunuz yani mesela bankacılık işte daha önce podcastte de söylemiştim benim ilk toplantım ersin özince’yleydi. Ona sunum yaptım, iş bankasının genel müdürü. Şimdi ona sunum yaptığın zaman, bankacılığı biliyormuş gibi davranman lazım, ama işte bunun için de 8 haftan var ondan gerçekten hani rol yapmayı öğreniyorum aslında ben 

Barış: mimiklemeyi öğreniyordun.

Samican: evet mimiklemeyi öğreniyorum yani gerçekten bir şeylerin taklidini yapıyorum aslında ama bunu çok fazla yaptıktan sonra  aslında bir anda bir patern çıkmaya başlıyor her şeyle alakalı, hani her şeyi biraz daha hızlı anlatmaya başlıyosun aslında ve ben sürekli bunla alakalı, ya benim böyle bir hile yaptığım nokta aslında bu, ondan insanlar şey diyor, çok fazla şey biliyorsun bilmem ne her şeyi nasıl bu kadar derinlemesine öğrendiniz ? hayır, derinlemesine bildiğim iki tane şey var, derinlemesine bilmediğim de seksen tane şey var. Biraz fazla soru sorarsanız muhtemelen şey olurum,

Barış : ortaya çıkar

Samican : marketingle alakalı soru sorarsanız aşağıdan barışa mesaj attığımı falan görebilirsiniz. (gülüşmeler)

Barış : iyi ya demek ki böyle bayağı şey gelmiş ki meetupta sıkıştırmışlar ki seni sen de bunu söylüyorsun normalde bunu açık etmezdin sen. 

Samican : yok canım ben hep söylüyorum zaten çünkü şey mesela bizim bu podcast festivali sırasında da bir arkadaş gelmişti şey demişti işte siz bunları yapmışsınız şunları yapmışsınız ben hiçbir şey yapamayacaım hayatta falan gibi bir özgüven kırılması yaşamıştı dedim yani hiç alakası yok 

Barış: ben de öyleymiş gibi yapıyorum.

Samican : evet emin ol ben de böyle değildim zaten ben de hiçbir şey yapamıyordum yavaş yavaş yapa yapa öğrendim ve hani 

Tuna: arakdaş bir de beni düşün bak hiçbir şey yapmayıp öğreniyorum (gülme) bir de öyle bir şey var yani. Ben hiç birini yapmadım.

Samican: olur mu canım sen de birsürü şey yapmışsındır. Meetup sırasında konuşurken arkadaşlarla şunu düşündüm aslında sürekli bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, barış bunu sen, anlatınca çok iyi anlayacaksın, ama muhtemelen yapmaya çalıştığımız şeyin yüzde 20’sini anca yapabiliyoruz yüzde 80’ini yapamıyoruz ama kimse o yüzde 80 hakkında konuşmuyor. 

Barış: yes.

Samican: herkes sürekli o yüzde 20 hakkında konuşuyor. Yani mesela işte siz şu anda bizim podcast çektiğimizi görüyorsunuz, ama barışa sorsanız barış benim kaç tane yapmaya çalışıp beceremediğim işi biliyor. Ondan dolayı barış şey diyor yani olabilir, ben de Barış’ın biliyorum bu arada. Hani ondan normal insan gibi geliyoruz birbirimize, ama siz bizim çıktığımıza baktığınız için bişeyler yapabiliyormuşuz gibi geliyor. Tuna senin için de geçerli yani pompalardaki fiyatlar her gün daha yukarı gitmese (gülüşmeler) 

Tuna: nasıl maaş alıcaz değil mi ?  

Barış: ya ben orada hemen şeye gelicem insanlar böyle dinledikleri sürekli dinledikleri maruz kaldıkları şeylerle ilgili bir algıya düşüyorlar ya, işte bu şey muhabbetine de girebilir aslında instagram’da bütün arkadaşlarınız hep mutlu hep neşeli hep harukulade ya ve siz gıcık oluyosunuz ya onlara diyosunuz ki yani benim arada kötü anlarım oluyor ben depresifim bu adam nasıl hep mutlu ? aslında o adam hiç mutlu değil, depresif o mutlu olduğunu göstermek zorunda dünyaya o şekilde ancak iyi yaşayabiliyor, siz onu yapmıyorsunuz yani yapmıyor olabilirsiniz veya yapıyor olabilirsiniz ikisi de, 

Samican: içerde yapamazsın zaten onu, dışarı gösterebilirsin ama içerde öyle olmadığını bilirsin. 

Barış: aynen yani o oralardaki o şeylere maruz kalıp ondan sonra insanların harukulade hayatları harukulade bilgileri olduğunu sanıyoruz hep beraber, ama yanılıyoruz yani ben onu yaklaşık heralde bi 5 sene önce falan içselleştirmeyi başardım ve ondan sonra bayağı rahatladım. Bence siz de onu yaparsanız rahatlarsınız bizde burda atıp tutuyoruz bazı konularda zaten atıp tutunca atıp tuttuğumuz anlaşılıyor ve insanlar diyorlar ki atıp tutmayın, ama bazı konularda bilgiliyiz, bilgili olduğumuz zaman da he bu adamlar uzman ya bu işlerde işte gerçekten iyiler diyorlar, diyorsunuz. Bir fikrimiz var ama gerçekten o kadar da bence düşünülen kadar harika değiliz yani dünya çapında bilmem ne falan değil kimse, öyle bir algının oluşması da tamamen şeyle ilgili, durmadan konuşuyruz, biz konuşuyoruz siz dinliyosunuz siz konuşsanız biz size hayran olacağız öyle bir durum var yani. Bu algıdan tamamen kurtulmak lazım hiç böyle durmadan konuşan insanın hiçbir şekilde uç noktalarda bir expertiseinin olduğunu sanmıyorum durmadan konuşan adamdan birazcık uzak durmak lazım yani açıkça.

Samican: ve bence böyle şeylere bakıp en önemli şey özgüven kaybı yaşamak çok kötü, yaşamayın böyle şeyler. 

Barış: ama yaşamayın demek de kolay bir taraftan insanlaro algıya griyorlar ne yapsınlar. 

Samican: ya işte onun arkasındaki illüzyonu anlarlarsa ve onun arkasındaki şeyi görürlerse daha kafalarında çözebilirler gibi geldi bana. O yüzden böyle anlatmaya çalıştım.

Barış: evet neyse bu konudan bahsetmeyi hiç planlamıyorduk ama ilginç bir şekilde şey geldi 

Tuna: meetupı konuşuyorduk evet

Barış : aynen ordan devam et samican

Samican: yani kimlerle konuştum mesela işte Boğaziçi üniversitesinden sabancı üniversitesinden 2 tane öğrenci vardı. Biz ne yapalım en çok sorulardan bir tanesi bu. Gerçekten bununla alakalı biz de podcastte de çok konuştuk kariyerimize yeni atılacağız ne yapalım ? hatta şöyle bir şey oldu şimdi ismini söyleyeceğim arkadaşın çok komikti çünkü.

Baroş: ismini söyleme istersen

Samican: yo yo söylicem çünkü bir de değil iki kişiler şimdi bana geçenlerde slackten birisi mesaj attı işte samican abi ben işte kariyerime yeni başlıyorum türkiyeyi geziyorum ve böyle üst düzey yöneticilerle konuşuyorum ya da işte sevdiğim fikir sahibi insanlarla görüşmek istiyorum ve onların bir hayatımla alakalı ne yapmam gerektiğine dair bir şey oluşturmadan onlarla konuşmak istedim, ankaradayım bilkentteyim starbucksta buluşalım mı ? dedi ben de tabi olur dedim gittim kahve içtik falan yani hani muhabbet ettik falan, şimdi arkadaşın adını söylememin nedeni şu soyadı gömleksiz tamam mı gömleksiz olunca benim aklımda kaldı çok garip bir akılda kalan benim adım gibi yani işte sonra meetup sırasında konuşurken bir tane arakdaş şeyi sordu işte abi ben kariyerimde işte soru da hep şey oluyor ben ne yapayım marketing mi yapayım finans mı yapayım işte biz de yani Bilkent mezunuyuz ve zaten marketing alıyosun asıl olarak onalrdan birini yapman gerekiyormuş gibi geliyor benim de genel cevabım şu yani aslında çözümlere bakmayın problemlere bakın, hayatta hangi problemleri çözmek istiyosunuz ona bakın sonra zaten çözüm aralarını öğreniyosunuz yani üniversitede öğrenmediğin çözüm araçlarını yolda öğreneceksin gibi böyle genel bir cevabım var tam onu anlatıcaktım geçen birisiyle konuştum starbucksa geldi böyle böyle dedim ya dedi soy adı gömleksiz miydi dedi nerden biliyosun dedim o benim abim dedi 

Barış: yok artık 

Samican: ben böyle allah allah ya falan diyorum ve aynı soruyu sormu olmaları çok ilginç olmuş sonra şey dedi tamam abi cevaplama ben abimle konuşurum falan yaptı (gülüşmeler)

Barış: birbirlerinden habersizler o da çok ilginç yani

Samican: evet böyle bir şaşırdım bayağı ilginçti onun dışında günce oradaydı caryets(?) futbolunun eski genel sekreteri şimdi startios(?) hatta …. Başlamış. Celil oradaydı değil mi bozkurt.

Barış: celil buradaydı burda yakalayabildik şimdi haftaya singapura mı gidiyor nereye gidiyor çok iyi geziyor ya celil özeniyorum birazcık ona. 

Samican: aynen aynen. Onun dışında bizim apsiyondan eski Furkan oradaydı başka dinleyiciler geldi onlarla konuştuk. Güzeldi yani bence. 

Barış: evet evet ben iki tane yabancı arkadaş vardı onları fark ettin mi samican ? 

Samican:hıhı

Barış: onların onlar ilk defa şey oldu yani ben ilk defa yabancı birinin geldiğini gördüm o bence bayağı ilginç oldu. Onlarla konuştuk, efendim ?

Samican: bilerek gelmemiş birisi bilerek gelmemiş birisi 

Barış: bir tanesi bilerek gelmemiş bir tanesi bilerek gelmiş, bir tanesi şeydi onunkiler çok ilginç bence ya bilmiyorum ben o kadar öyle bir yerde daha önce rastlamamıştım 10 yıldır türkiyedeymiş Moğolistandan gelmiş tıp okumuş ve şu anda doktormuş, acıbadem hastanesinde çalışıyormuş ve bizim meetupa gelmiş bir kız çok ilginçti yani onunla konuştuk yani hani sen ilgi duyuyor musun ? 

Tuna: bilmeden gelen miydi? 

Barış: yok bu bilerek gelen. 

Samican: bilmeden gelen yapay zeka uzmanıydı.

Barış: cuk oturdu. Bilmeden gelen daha relevant. Onla konuştuk falan yani ne kadar ilgileniyosun ne yapıyosun falan ilgileniyormuş gerçekten aklında şuan bir proje yokmuş ama bu ortamları keşfetmeye alışıyormuş insanlarla şey yapmak istiyormuş doktorluk yapmak istemediğini hissettim konuşmalardan, o bence bayağı ilginç bir katılımcıydı. Türkçesi de benden büyük ihtimalle daha iyiydi zaten 

Samican: istemediğini anlamak çok kötü değil mi ya ? 10 yıl okumuyor musun abi doktorluğu ? 

Barış: evet, ama yani yine de bence o altyapının bir şeye faydası olacak yani düşünsene okuyosun doktor oluyorsun bir yerde çalışıyorsun, üzerine gelişme yapıyorsun, bayağı değerli bir adamsın çünkü öyle bir adam hiçbir zaman girişim yapmıyor ya.

Samican: doktorlar, zaten ya işte benim doktor olan arkadaşlarımın hepsi yanda sekiz tane hobileri var ama hobilerinden falan da para kazanıyorlar, işte anlatmıştım daha önce podcastte barkın diye bir arkadaşım var çocuk direkt şey dipsomani konusu işte masaüstü oyun koleksiyonu yapmaya başladı işte şu an türkiyenin en büyük koleksiyonu var falan, yani zaten bir şey yaptıklarında çok iyi yapıyorlar bence o kadar zor eğitimden sonra şey, öğreniyorlar yani. 

Barış: sofistike bir insana dönüşüyorlar yani ‘’ne yapsa çok iyi yapıyor.’’a dönüşüyor gibi bir algım var benim doktorlarla ilgili, o ilginçti, diğer arkadaş da bir süre sonra şeyle çok ilgilendi podcastle ya ben nerden dinleyebilirim nasıl yapabilirim? Siz işte İngilizce podcast yapacak mısınız ? bence yapın gibi şeyler söyledi. O ilginç bir muhabbetti. Onun dışında dediğin gibi celille konuştuk biraz celil bayağı erkenden benden önce gelmişti zaten oturuyordu, ki ben tam zamanında geldim, podcaste, samican da br yarım saat geç geldi onu da böyle de söylemek istiyorum. Kaç 30-35 kişi miydik ? 

Samican:  bu arada ilk gittiğimizde orada oturan ve bir anda insanlar geldiği için köşeye sıkışmış bi tane kişi vardı.

Barış: evet bir kişinin üstüne meetup yaptık. 

Samican: evet aynen bir kişi böyle köşeye de sıkıştı sonra merakından dinlemeye başladı sonra ya ben burada oturuyordum sonra insanlar geldi. (gülüşmeler)

Barış: o da avukattı galiba ve şey iyiymiş ya bu grup ben de dinleyeceğim diyip gitti ondan sonra. Güzel bir ayrıntı oldu. Onun dışında iki tane mimar vardı şimdi herkesi tek tek sayamayacağım tabiki de o ikilinin bu arada yaptığı şeyden yani meslek olarak mimarlıktan memnun değillerdi ve değiştirmeye çalışıyorlardı.bir tanesi endüstriyel tasarıma geçmeyi planlıyordu bir tanesi de işte e ticarete geçmeyi planlıyordu, onlarla biraz konuştuk. İlginç oldu benim eşim ve ablam mimar olduğu için onlarla ilgili birkaç tespitim vardı ve onlar da doğruradı-doğrudalı- doğruladılar bunu, Türkçe konuşmaya çalışınca böyle oluyor işte, verify ettiler diyip geçebilirdim. Öyle ilginçti güzeldi ben hemen ayrılmak durumunda kaldım 5’te siz sonradan ne yaptınız bilmiyorum bu arada tekrardan konuşmadık seninle.

Samican: bizde sonradan 5.30 gibi dağıldık. Gelen bir kaçtane arkadaşımla biraz daha oturdum sonradan ben de annemin yanına eve gittim. 

Tuna: ben de söyleyeyim ben daha önceden yapılmış bir program nedeniyle şehir dışındaydım ben katılamadım zaten, ama orada olmak isterdim yani.

Barış: yes, tunayı ektik böyle özellikle ayarladık tunanın olmadığı bir meetup yaptık çok da tunanın olduklarından farklı geçmedi aslında aynı geçti ilginç olmuyormuş yani tuna olmayınca, ne diyecektim bir de ? iyiydi 30-35 kişiydik, çok aşırı kalabalık değildik bu sefer ama yine de dışarılara taştık, ben insanların birbiriyle tanışmasna yine aşırı memnun oldum birbiriyle tanışıp uzun uzun muhabbet eden insanlar oldu. Esas amacımız da oydu zaten. İnsanların gelip bizimle konuşması değil birbiriyle konuşmasıydı. Bakalım umarım zamanla hikayeleri duyarız. Her meetuptan sonra birkaç tane beraber bir şeyler yapmaya başlayan yarıdmlaşan insanlar oluyor. Onlara ön ayak olmak bence en büyük amaç. Umarım gelenler de mutlu olmuştur. 

Samican: evet çok güzeldi tekrardan gelen herkese çok teşekkür ederiz. 

Barış: yes aliye de ayrıca teşekkürler bize orayı açtığı için volters kafenin kurucularından ali, bu arada mücadele podcastinin yapımcıları da vardı, 

Samican: biliyorum bana sami bey dedi alperen yine sinir etti beni (gülüşme) sami bey diyip duruyor bana. 

Barış: sami bey de tam baban yani değil mi ? 

Samican: evet aynen sami bey kim ? bana sami bey demeyin arkadaşlar sami bey babam oluyor babamın adı.

Barış: aynen çok iyi. Onlar da bir meetup falan yapabileceklerinden bahsediyorlardıda bu arada onları da buradan söylemiş olayım ben aliyle konuştum ayak üstü tabi ki orayı kullanabileceklerini söylediler onlar da istedikleri zaman orada yapabilirler diyip meetup konusunu paketleyip kapatabiliriz bence. 

Samican: evet bu haftanın konusuna geçelim. 

Barış: yes bence maaşlarla başlayalım tam dönem çünkü tam tuna da ondan bahsetti dedi ki

Tuna: podcaste başlamadan önce biraz bahsediyorduk bu gün ayın 30’u yarın bizde ay solarında maaş yatıyor ayın son günü şey, toz duman ortalık, zam oranları açıklandı herkes…

Barış: ortalık toz duman diyince clickbait gibi oluyor iyi mi diyorsun kötü mü diyorsun ?o kadar iyi bir oran aldık ki harika.

Samican: devamını 15 dakika sonra anlatacağız dinlemeye devam edin. 

Tuna: az sonraa (gülüşme) yani şöyle hiçbir zaman maaş artışları prim dönemleri mutlu mesut geçmez.

Barış : niye insanlar bu kadar tatminsiz ya ?

Tuna: e çünkü tatminsizlik değil mutlaka bir çekememezlik oluşur mutlaka çünkü birileri performansını iyi yapmıştır bazıları kötü yapmıştır.

Barış: e nereden biliyorsun diğerinin ne kadar aldığını ? 

Tuna: e hemen yayılır bilmiyorsun aslında 

Barış: ya var ya hepinizi kovmak lazım ha 

Tuna: ee işte aslında biz bu konuda çok tedbir alınmaya çalışılıyor kurumsalda biz de yapmaya çalıştık bir şeyler ama, istesen de istemesen de bu dökülüyor ortalığa. İstesen de istemesen de toplu bir liste şeklinde değil tabi ki canım herkes arkadaşlar birbirleriyle konuşuyor sen yüzde kaç aldın ? ben bu kadar aldım. Aa bana bu kadar vermiş vay şerefsizler diye mutlaka birisi birisinden kötü ve o onun demoralize olması söz konusu. 

Barış: bişey söyleyeyim mi burada aslında geri döneceğim herkesi kovmak kararı derken falan şaka yapıyorum insanlar maaşları ne olursa olsun birbirleriyle paylaşıyorlar bunun doğru olmadığını düşünüyorum ve ben kişisel olarak bunu yapmıyorum ama insanlar bunu yapıyorlar ve bunun doğru olmadığını düşünmüyorlar nedense. Neden düşünmediklerini bilmiyorum çünkü bence kendilerine ne olursa olsun zarar veriyorlar bu yüzden de şirketler daha kötü hale geliyorlar git gider buna engel olamadıkları için ama sonuçta insanların öyle ya da böyle kendilerinin yüksek almasından veya düşük almasından demoralize olmalarının sebebi esas sebebi şirketlere güvenmemeleri. Ben şöyle düşünüyorum eğer benim arkadaşım benden daha yüksek bir oran aldıysa ve ben almadıysam ve ben şirkete güveniyorsam inanıyorsam derim ki demek ki benim performansım yeterli değilmiş ya ben biraz daha çalışayım ya da sorgulayayım, üstüme sorayım ne oldu daha iyi neyi yapabilirdim neyi yapamadım gibi bir şeye girmem gerekirken şey oluyor aa ben haksızlığa uğradım. Bu da direkt şirketlere olan şeylikle ilgili bence güvensizlikle ilgili. Yani onu kayırdılar o bilmem ne falan filan oluyor. Bana öyle geliyor. 

Tuna: şimdi işin derinliği çok fazla aslında yani bir maaş artış oranı pek çok faktörden etkileniyor kişisel bir konu bir de kişiye özel bir durum, hatta ben şahsen şirkette bir personelin en mahrem bilgisi olarak bakıyorum 

Barış:kesinlikle

Tuna: kimlik kartı bilgilerinden bile daha mahrem bence, şahsi görüşüm. Şey, şöyle bir şey var, senin dediğin durum belki ideal dünyada olabilir nasıl olur ? bütün maaş artış kuralları şeffaf açık ve net, göreve ve masaya göre  maaşlar belirgin yani adamın isminin Ahmet Mehmet olmasının hiçbir farkı yok, işte ben fiyatlandırma müdürüyüm, fiyatlandırma müdürü masasına oturan adam şu kadar para alır, performansını yüzde yüz tutturursa şu kadar prim alır net yani bunlar afişe edilmiş

Barış: özellikle kurumsal şirketlerde bunlar böyle olmuyor mu zaten ?

Tuna: olmuyor. 

Barış: yani orada bile olmuyorsa zaten. 

Tuna: şöyle, kabaca bir şey var yani bir fikir verecek bir formül var ama mutlaka burda bir deviasyon var bir sapma oluyor nasıl oluyor ? mesela bir adamın performansı iyi ama yükseltemiyorsun önü tıkanmış adamı performansı iyi olmasına rağmen motive edebilmek için ekstra bir zam  yapmak durumunda kalabiliyor yöneticisi veya bunun peşinde çabalamak zorunda kalabiliyor.

Barış: e normal

Tuna: bak sen normal diyorsun ama bu sübjektif bir konu, bu objektif bir şey değil. 

Barış: ya zaten ney objektif ki böyle bir konuda ? tabi ki sübjektif olacak.

Tuna: o zaman işte zaten, az önce söylediğim şey objektifti çok kuralları belirgin şeffaf, şimdi ordan şeye geçiyorsun böyle kapalı bir kutunun içine geçiyorsun bilinmeyen bir şey. Şimdi düşünsene bir departmanda 20 kişi çalışıyor bunlardan üç tanesine işte bu sene diyelim zam yüzde 20 belirlenmiş bunların 3 tanesine yüzde 30 yapmışsın. Overall yüzde 20 yi tutturmak için bütçe öyledir.

Barış: hmm başkalarını düşürüyosun.

Tuna: onlara 18 yapmışsın. Bazılarına 17 yapmışsın şimdi 30 alanla 17 yapılan birbirinin rakamını duyduğu anda böyle bir kıvılcım atıyor aralarında anında yani o kişiye gıcıklıktan değil şirkete isyan başlıyor, çok demoralize edici bir şey. Aslında sen artış aldın ya yüzde 17 de olsa 18 de olsa bir zam aldın, ama 30 alanı duyduğun zaman işte ben çekememezlik diyorum ama aslında tam da öyle değil çekememezlik değil haksızlık hissiyatı o. 

Barış: tamam bence şöyle olmalı 17 alan ve yani şöyle bir şey var eğer maaşların duyulduğunu biliyorsa herkes ve buna rağmen birine 30 birine 17 veriyorsa 17 alana çok açık bir mesaj var bence burda.

Tuna: bence de, bu işte ciddi bir idari konudur açık mesaj dediğin aslında belki bir mesaj değil belki bütçenin yetersizliğidir. 

Samican: yani şu anda mesela yüzde 20nin altında bir maaş zammı alıyorsan, aslında cut alıyorsun demek yani.

Barış:tabi tabi reel olarak düşüyorsun.

Samican: reel olarak maaşın azalıyor demek mesela.

Tuna: o da başka bir tartışma konusu, gerçekte enflasyon 20 mi ? enflasyon şu anda gerçekte pazarda baktığın zaman yüzde 40. Biz 20’imiş gibi inanıyoruz ilan edilen o diyelim neyse işte ben hatırlamıyorum şu an.

Barış: yok bence ondan bağımsız olarak şirketin ortalamasına bakmak lazım şirket herkesi cut ediyor olabilir, seni daha çok ediyorsa bir mesaj var. 

Tuna: işte heh benim demek istediğim o şimdi aslında 2 kişiyi motive edebilmek için 5 kişinin maaşından kesinti yapman gerekiyor bütçeyi tutturabilmen için, çünkü ekstra bir bütçe yok o adamları motive etmek için, cut ettiğin şey bir mesaj mı ? eh işte tartışılır.

Barış: mesaj değilse nedir peki ? 

Tuna: işte mecburiyet belki. 

Barış: yani, tamam da bir risk var ya orada, yani ben yüzde 17 verdim, o adam gitti ve ben bu riski göze aldım 30 u tutmak için 17liği gönderdim. Göndermekten kastım gitti yani gideceğini göze aldım demek istiyorum. 

Tuna: gönderebilirsin, bu tabi ki bir risk, bu hiçbir zaman yadsınamaz benim demek istediğim şu ortalık toz duman demem birileri gideceğim ben diye isyan bayrağı kaldırmış yolunda konuşmuyorum zaten birisi gitmeye niyetlenecek kadar dolduysa sadece bu maaş zammından olmuyor. Başka faktörler de var bu artık son noktayı koyuyor adama. Ama yani şeyi anlatmaya çalışıyorum atmosferi düşün bir tane kaç kişiye verildiğini bilmene de gerek yok bir tane örnek mimlesin birisi hemen fısıltı gazetesi bunu etrafa yayıyor aa birilerine yüzde 30 veriyorlar biz 17 alıyoruz lafı tüm şirkete böyle virüs gibi yayılıyor. Demoralizasyon inanılmaz bir şey biz yılın başında maaşlar düzeliyor zam alıyoruz diye sevinecekken herkesin morali bozuk. Acayip bir atmosfer oluşuyor içeride. Herkesin cnaı sıkkın . 

Barış: peki şirket bunla ilgili sence ne düşünüyor ?

Tuna: yapabileceği bir şey yok yani çok sinirleniyorlar ben patronlarla bu konuyu çok çok kez konuşmuşumdur, şirket içi atmosferi arada tartışırız konuşuruz, sinir oluyorlar nasıl insanlar bunu çıkıp da anlatıyor birbirine söylüyor diye bir hayıflanıyorlar bir kere, ben açıkçası boşa hayıflandıklarını düşünüyorum, herkes bir şekilde anlatır bunu saklayamazsın bu bilgiyi. 

Barış: hayır hayıflan da ne işe yarıyor yani sonra ? 

Tuna: keşke bulsak kimin söylediğini de kovsak falan diyorlar.

Barış: he onu kovunca çözeceksin. 

Samican: kovmak olmaz ki abi

Tuna: aynı fikirdeyim çözüm değil bunlar yorumlar.

Samican: şey yapıyor, enflasyon artmasın diye işte haksız yere fiyat artışı yapan biber satan pazarcıyı cezalandırıyosun öyle de bir şey yok yani o fiyat donksiyonu öyle çalışmıyor zaten. Aynı şeyden bir farkı yok yani onu nereye kadar yapabilirsin? 

Tuna: aynı fikirdeyim zaten bu bir, yani bence de yanlış bir argüman, bunu duyduğum zaman ben bıyık altından gülüyorum peki tamam öyle düşünüyorsunuz da aslında işin gerçeği o değil. Ben altında yatan konunun şeffaf olmayan yapı olduğunu düşünüyorum gizlememen gerekiyor bir şeyler yapacaksan bunu açık açık söyleyeceksin diyeceksin ki ben bu sene 20 kişi içerisinden 3 kişiye normalin üzerinde zam yapacağım, bunu da seçeceğim, bazılarınız da bunun altında alacaksınız, bunu önden söyleyeceksin arkadaşlara, hazır olacaklar.

Samican: bence orada şöyle bir problem var bu arada, bir tek onunla da alakalı değil, insanların performans görüşmeleri, performanslarının nasıl görüldüğüne dair bilgi, açık olmadığı zaman da sen bunu spekülasyona bırakıyorsun. Mesela tuna niye aldı diyorsun işte şey güzel bir sistem diyorsun ki; birsürü start-up’ta duyduğum bir şey bence doğru bir metodoloji, özellikle startuplarda bu çok doğru, en tepedeki yüzde 10 u ödüllendir, ve ilerlet en aşağıdaki yüzde 10 u da kes ve at. Neden çünkü zaten sen startupta şeyi tutamazsın hep daha iyi olması lazım çok hızlı büyüyor bunu taşıyacak bir vakit ve enerji olmuyor şirkette, bunu açık bir şekilde söyle, ama işte şey oluyor sen net bir şekilde neyin yüzde 10 yukarıda neyin yüzde 10 aşağıda olduğunu anlatmazsan, o zaman da spekülasyon açılıyor diyorsun ki barış neden benden daha iyi performe etti ki ? yani onu tartışabilirsin. 

Tuna: o zaman konu şeye de geliyor bu dediğim gibi çok derinlemesine bir konu aslında şey bir tek maaşla açıklanacak şey değil KPI dediğimiz işte performans kriterleri , bu kriterler her kişiye farklı yapılıyor değil mi ? bazısına çok basit veriyorsun belki KPI’larını bazılarına çok zor veriyorsun, onu da bir kenara koydum ona göre ikisine de aynı matematikle yaklaşıyosun aslında. Bu doğru mu bu hakkaniyetli mi ? zaten bunun nasıl hakkaniyetle yapılabileceği de ayrı bir konu da.

Barış: o bence mümkün değil ya hakkaniyet adalet diye bir şeyden bahsedemeyiz bence burada çünkü mümkün değil ya. Nasıl yani gerçekten yani aynı derecede önemli olan bir metriki tutturma oranına bakıyosun ya, senimn yaptığın işle benim yaptığım iş bambaşka. 

Tuna: bu konuştuğumuz şey ütopya ben de aynı fikirdeyim, tamamen böyle bir şeye ulaşmak mümkün değil bence. Şimdi sen bir kere bu kriterlerini nasıl değerlendirdiğini ortaya koyamadığın gibi şeffaf bir şekilde kriterlerin kendisini de nasıl ürettiğini şeffaf bir şekilde anlatamıyorsun bunları da koydum bir kenara benim buna bakış açım başka ben şey diye bakıyorum, bakmak gerkli diye düşünüyorum belki startuplarda da öyledir siz söyleyin onu yaratılan katma değere oranla bir maaş olmalı KPI’lar ona göre değerlendirilir.

Barış: aynı şey o da çok zor.

Tuna: şöyle, gözümün önündeki birimlerden yorum yapmak istemiyorum ama (gülüşmeler) 

Samican: direkt şirketten örnek verme abi

Tuna: direkt adreslemeyeyim ama öyle bir birim var orada 3 kişi çalışıyor adamların yaptığı ticaretin hacmi ve getirisine bakıyorsun işte x lira, 3 kişi, başka bir birim var 20 kişi çalışıyor getirdikleri para x/2, şimdi ben bu iki tarafın zam oranlarını veya maaş seviyelerini birbirine tutturmak zorunda olmamalıyım. Buradaki adamın titleda diyelim ki müdür olsun oradaki adamın title’ı da müdür olsun bu iki adamın müdür olması nedeniyle aynı maaşı alması bence saçma. Katma değerleri çok başka.

Samican: burada şey yapma, iş bankasıyla alakalı bir arkadaşımla konuşuyorduk, onlarda da mesela herkese eşit davranmaya çalıştıkları için aslında herkesi normalleştiriyorlar, ve böylelikle iyi performe edenleri de, herkesin ortalamaya hareket ettiği ortalama davranışta davrandığı bir yapıya gidiyor.

Tuna: birilerini geri çekiyosun ve o ilerlemeni yavaşlatıyor, ağırlaştırıyor şirketi, yani çok basit canlı yaşadığımız bir örnekten anlatayım. Ben ITG değilim ama çok arkadaşım var ITG olan ve yöneticiliğini yapan, şimdi arkadaşlardan birisi ayrıldı, yanlış hatırlamıyorsam database uzmanı , tam hatırlamıyorum şimdi bu spesifik bir görev bu işin uzmanlığını yapan bu işin eğitimlerini almış adam sayısı sınırlı. Bu adama uzman seviyesi diyorlar müdürün altı bir pozisyon burası uzman, uzman seviyesinde adama bir maaş seviyesi belirlenmiş tüm şirkette uzmanlar ne alıyorsa bu adam da onu alıyor, halbuki bu adamı piyasadan buraya getirtmek için bulabilmen için bu adama aldığı maaşın 2 katını vermen gerekiyor gelmiyor ki kimse.

Barış: doğal seleksiyon ya sen salak bir kurala uyup o maaşın 2 katını veremiyorsan yok olursun.

Tuna: işte az önce yaptığım yoruma geliyorum üretilen katma değer, bir uzmanlık da buna dahil. 

Barış: üretilen katma değer değil ya marketteki fiyat üzerine senin çalışan olarak ne kadar kendini iyi satabildiğin. Özellikle iyi satabildiğin diyorum çünkü diyelim ki bir yerde sıfırdan işe gireceksin, hangi katma değer ? yok ki öyle bir şey zaten içeride de KPI ile katma değer bence aynı şey. Kesinleştiremiyorsun onları. 

Tuna: tanımadığın bir adam için katma değer ölçemezsin doğru, tecrübeleriyle yorum yapmaya çalışırsın bu adam ne katma değerler yapabilmiş diyerek bir yorum yapmaya çalışırsın, ama senin o masada vereceğin görevin bir katma değer duruşu var yani potansiyeli belli o çizgide bir maaş vermek lazım.

Barış: ya işte o pozisyonu şirket için kritikliği az bulunurluğu falan gibi şeylerden, marketteki fiyat nasıl belirleniyor onun gibi biber fiyatıyla benim fiyatım aynı şey yani.

Tuna: ya işte bunların da ışığında o masaya bir çocuk alıyorlar bir uzman alıyorlar gelen çocukların istediği maaşlar onun iki üst amirinin maaşı, şimdi içinden çıkılmayacak bir duruma geliyor. 

Barış: ve bunu çözemezler ben söyliyim oraya o iki kat maaşlı adamı alırlarsa üstündekiler delirir.

Tuna: alamazsın zaten sistem içeriye almıyor böyle bir şeyi. Dandik bir adam almaya çalışıyorsun, veya daha genç daha tecrübesis bir adam alıyosun onun risklerini taşıyorsun, dandik demem şu yani daha az eğitimli daha az tecrübeli daha az uzman diyelim hadi, bunun da senin iş süreçlerinle ilgili riski var, ondan sonra geliyor birisi senin kredi kartı bilgilerini hackler bir şey yapar yani, doğru dürüst güvenliği sağlayamazsan.

Barış: yani şirket yönetimi işte bu yüzden önemli böyle yapısal hatalar yapıyorsan ondan sonra çekiyorsun işte bunlar bir kere set edilen kurallar ya böyle dediysen gelecekte risk var işte. 

Tuna: samican da bilir tecrübe etmiştir gittiği şirketlerden kurumsal yapılar böyle, maalesef böyle yani

Samican: ben bir tane örnek verebilir miyim? Bizim PwC’de müdür seviyesine kadar öncelikle bütün maaşlar çok transparandı ve şey çok bilinirdi, mesela atıyorum şirkette s1 seviyesi olan yani deneyimli analist seviyesinde olanlar ve birinci yılını geçirdilerse hepsinde şey oluyordu işte deneyimli analist oluyosun yanında da 1 yazıyorsa 1 yıldır bunu yapıyorsun falan, mesela s1lerin tamamının maaş skalası çok netti. Eğer en kötü performe edersen atıyorum 2 bin lira alıyosun en iyi performe edensen 2 bin 750 alıyosun. Burada da bu arada vergide denetimde bizim departmanda danışmanlıkta falan iyi performe eden birisi neleri yaptı diye, yani en iyi performe edip en yüksek maaşı verdiğimiz insanlar şunu yaptı diye PwC sürekli bir şekilde açıklıyordu. 

Tuna: olabildiğince şeffaflık olmuş yani.

Samican: aynen yani bana şey demiyor, tuna bunu yaptı demiyor barış bunu yaptı demiyor ama bu bilgi gelse bile sen şey yapabiliyorsun yani gerçekten 1 puan alan, 5 üzerinden puanlanıyordun 1 alan en yüksek oluyordu, 1 puan alanlar gerçekten beklentinin üzerinde bir performans sergilemek iin şunları yapmışlardır diye ve mesela ben iki dönem art arda 1 aldım, ve insanlar biliyordu yani belliydi, atıyorum, bloomberg’i bilmem neye bağlamıştım o ana kadar şirketin yapamadığı bir şeydi, ve bütün ekibin daha hızlı veri çekmesini sağladım. E şimdi bunu sağladıktan sonra herkes bunu biliyor falan filan, biliniyor, ama mesela PwC güzel bir örnek olmakla beraber tekrar edilebilir mi ? mesela tunaların şirketine bunu nasıl uygulayacaksın ? çünkü şirkette değerin dağıldığı yapı orantısız. Şirket pompaya benzin gitmesinden sorumlu bir yapı oluşturmuş, değeri o şekilde sunuyor, şimdi bunun perakende noktası var işte pompadaki fiyatın doğru olmasını sağlayan var toplu alımını yapan var falan burada acaba en çok değeri neresi yaratıyor ? PwC’de de şey vardı aslında servislerin değerleri müşterinin belirlediği mesela vergi daha ucuzdur, denetim biraz daha pahalıdır, danışmanlık en pahalısıdır. Danışmanlıkta da strateji en pahalısıdır işte kurumsal finans onun altındadır ona göre de aslında bizim skalalarımız değişiyordu. Bu biraz daha okuması kolay bir şey. 

Tuna: yani şey benzeri şeyleri yapmaya çalışıyorlar, koç holding de yaptı bunu yani tüm şirketlerini bir Amerikalı ik danışmanlığı veren bir şirketle çalıştılar, belli bir pozisyonun üzerindeki çalışanlar için, gelip görüşmeler yaptılar o masanın o ifa edilen fonksiyonun, işin, kıymetini belirlediler ve kademelendirme(grading) çalışması yaptılar, o masadaki adam müdür müdür ? kıdemli müdür müdür ? grup müdürü müdür ? üst düzey midir o masa nedir o gradingi yaptılar orası bile çetrefil, oraları bile tartışmak lazım ama, bir şekilde bir rayına sokmaya çalıştılar bir dönem fakat, kendi kendine bozuluyor organizma kendiliğinden bozuyor bunu bir süre sonra, sürekli rayında da tutamıyorsun. Neyse yani insanların motive olması gereken bir dönemdeyiz ama demotive herkes. Demotivasyon daha hızlı yayılıyor motivasyondan. 

Barış: ben demotive olan insanlara bitiyorum ya demotive olmalarını çözmüyorlar ya ona bitiyorum onu kabul etmiyorum ya. İstediği kadar maaş transparan olmasın haksızlığa uğra falan bir şey yap ayrıl başka bir iş bul git.

Tuna: ben bak, ben belki kendimi rasyonel bir adam olarak tanımlıyorum, dediğin gibi bakarım olaylara ama burası, insan rasyonel bir varlık değil. Yani insan duygusal bakar olaylara.

Barış: insan duygusal bakıyorsa da kaybetmeye mahkumdur üzgünüm yani, doğal seleksiyon bu güne kadar gelenlerden hala elenecek olanlar var devam ediyor yani.

Tuna: yani android değil bu insanlar barış bey. 

Barış: tamam da herkesi de mutlu etmenin bir yolu yok ki sen birbirine maaşını söyleyip demotive ediyorsan etrafındaki insanları ya da sen demotive oluyorsan çık o ortamdan iğrenç bir ortam orası. 

Tuna: öyle ama dediğim gibi bu genel bir durumdur yani bizim şirkete özel bir şey demiyorum. 

Barış: işte bu genel olarak kültürle alakalı yani şu danimarkada olur mu samicana soralım ? danimarkada herhangi biri herhangi bir işte çalışan bir insan birbirine maaşını söyler mi sence ?

Samican: danimarkada bütün maaşlar açık abi hiçbirşey yapamıyorsun (gülme)

Barış: ya danimarkada nereye bütün maaşlar açık ya ? 

Samican: herkesin vergi şeyleri, yani arayıp da sorabiliyorsun, ben PwC’deyken birinci yıl 2008 krizi olmuştu, norveçteki bütün böyle şeyler, müdürler falan istifa etmişti çünkü o sene kriz oldu bilmem ne diye zamları çok az yapmışlar, ama o sene partnerlar en fazla kar açıkladıkları yıl olmuş. Bu arada aslında konuşmanın en başında onu anlatacaktım daha demin tuna şey dedi, zaten yüzde 20lik bir bütçe var, şimdi o bütçe nereden belirleniyor asıl önemli sorulardan birisi bence o. Tepeden zaten şirketin hissedarları karlılık yönetimi adına, diyor ki biz bu sene böyle performe ettiğimizi düşünüyoruz o yüzden bunu limitliyorum diyor. Ama aslında orada bir şey kavgası var, sermayedar mı paranın bir kısmını alacak yoksa çalışan mı alacak diye bir kavga var orada. Bundan dolayı Finlandiya ya da Norveç PwC idi yanlış hatırlamıyorsam, bayağı bildiğin şey dökmüşler bütün partnerliğin kazandığı paraları dökmüşler bir önceki kazandıkları yılı dökmüşler bir öncekini dökmüşler falan aslında krizde krizi avantaja çevirip partnerler herkesin maaşlarını düşük tutup kendi kar marjlarını yükseltmişler. 

Barış: e tamam ya bu yolsuzluk bu tip durumlarda ben ortaya çıkmasına şaşırmıyorum ama normalde insanlar kendi özel hayatlarında arkadaşlarıyla bunu konuşmuyorlar çünkü böyle bir kültür yok böyle bir şeyin kötü olacağının farkındalar bence. Bunun yayılması lazım bu ne olursa olsun kötü bir şey ya. Bana şeyi söyleyin ya bunun faydalı olduğu evet ya söyledim ve şu şekilde iyi oldu hepimiz için var mı hiç ben görmedim böyle bir şey. 

Samican: evet hepimiz için iyi oldu(gülme). Evet çok manasız ve mahrem bir bilgi yani.

Barış: bence de oradan başlıyor, onun dışında diyelim ki biri böyle spoiler gibi geldi bağırdı şirketin ortasında bütün maaşları kaçtı gitti tamam mı öğrendin ve demotive oldun. Buna maruz kaldın yani yapacak bir şey yok. 

Tuna: bombanın pimini çekip attı ortaya (gülüşme)

Barış: aynen, çok mutsuz mu oldun nefret mi ettin haksızlığa uğradığını mı düşünüyorsun ? e çözüm yolu da yine sende yani. Bu şey değil ki ben haksızlığa uğradığımı düşünüyorum lütfen benim maaşımı 2 bin tl daha yukarıya çekelim. Yok çekmeyecekler ne yapacaksın ? bir yolunu bulmak zorundasın yani. 

Tuna: o bomba ya içinde patlayacak ya birilerinin önünde patlayacak.

Barış: insanların third partilerden medet ummasına ben çok takılıyorum. İnsan şirketinden, yani herhangi dışarıdaki bir şeyden neden medet umuyor ki yani neden ona sırtını dayıyor ki ? 

Samican: ya peki finansçılar ne yapsın finansçılar herkesin maaşını biliyor. Yazık değil mi onlara ? 

Barış: ya onlar zaten demotive, onların motive olma ihtimali yok (gülüşme)

Tuna: belki de ilk bilgi oradan sızıyordur. 

Barış:olabilir

Samican: evet o da olabilir bu arada. 

Tuna: muhasebecilerden sızabilir, ikcılardan sızabilir, finanstan sızabilir her taraftan sızabilir. 

Barış: zaten o sızıyorsa onları temizleyerek şey yapamazsın ya o sızacak orası kültür o şekilde oturduysa birini kovsan diğerini getirsen o da sızdıracak bir önceki şirketinde sızdırıyorsa burada da sızdırır yani. 

Tuna: yani, neyse ya bu konu uzar, startuplarda ne oluyor barış ?

Barış: aynen ben bunu aslında şuna getirmek için söylemiştim yani maaş artışlarına denk gelmesi ilginç oldu biz aslında umut abi ile olan bölümde konuşmayı planlamıştık da ona söz gelmemişti, işte bu startuplarda çalışanlar, developerlar, bilgisayar mühendisleri yeni mezun olduklarında ne kadar maaş alıyorlar ne kadar almalılar ? işte bazı yerlerde çok az alıyorlar hak ettikleri bu mu acaba gibi bir muhabbet dönmüştü, onları konuşsak mı demişti umut abi ama konuşamamıştık, ben ona girmek için aslında şey yaptım ama tabi bambaşka şeylere girdik.

Tuna: kaç dakikadır konuşuyoruz ki ?

Barış: 43’teyiz şu anda yani bayağı, yarım saatlik bölüm 43’e geldi. 

Samican: evet, yani son 10 dakika içerisinde isterseniz startuplarda nasıl oluyor diye konuşabiliriz. Startuplarda nasıl oluyor diye bir şey yok bu arada.

Barış: startuplarda bir şeyler oluyor.

Samican: çünkü startuplarda zaten şey labada lubada oluyor yani son saniye böyle, evet abi ne yapalım maaşları bilmem ne falan, sonra zamanla startuplar bunun için bir kendilerince yöntem bulmaya çalışıyorlar, yani burada işte eşitlikçi olsun diye davranmaya çalışanlarla şey arasında yine bir kavga oluyor daha yüksek performans gösterenleri ödüllendirelim diye. Bu arada tuna senin anlattığın model de han bunun şöyle açık olması lazım böyle açık olması lazım diye, aslında bir tane buffer diye bir start up var, linklerini paylaşabiliriz. Buffer bundan yaklaşık 3 yıl önce ya da 2 yıl önce transparan organizasyon diye bir çalışmaya başladı, excel tarzı bir şey hazırlamışlar hesaplama yapabiliyorsun.

Barış: gelirleri de var, maaşları dışında şirket gelirleri de var açık gözüküyor. 

Samican: aynen şimdi bu arada böyle şeyler de var mesela sen maaşları açık bırakıyorsun ama o değil zaten adam da yazılarında çok güzel anlatıyor sadece onu açık bıraktığın zaman insanlar için (ses kesildi)

Tuna: son cümleyi bir daha söylesene.

Samican: okey, şimdi kadir köymenin de söylediği şeylerden birisi podcastinde bu bufferın kurucusunun da söylediği, şimdi maaşı açık bıraktığın zaman ve maaşı tartışmaya açtığın zaman büyük bir münakaşa konusu zaten kim ne alacak bilmem ne diye, ama ay.. (ses gitti) aynı seviyedeyiz hissiyatını verebilmek için senin şirketi olabildiğince transparan yapman lazım. Çünkü şöyle de bir durum var, atıyorum bizim şirketimiz yüzde 25 karlılıkla büyüyor, bunu anlatman lazım neden yüzde 25 karlı olması lazım ? gerçekten gerekiyordur. Ama mesela yüzde 70 karlıdır, ve gerçekten sen çalışanların ümüğünü sıkmışsındır, yani onun bir dengelenmesi lazım. Ve bufferın da yaptığı şey o adamlar her şeyi açıyorlar, ve sen bu şirkette çalışansan böyle belli şeyler var mesela atıyorum yazılımcı mısın? Şunu biliyor musun ? bu pozisyona mı geleceksin ? falan böyle bir check list gibi düşün bir şeyleri işaretliyorsun bir şeyleri seçiyorsun falan, ondan sonra senin seviyendeki insanlar bu şirkette ne kazanıyor ? aralığı nedir ? 

Barış: işte her zaman bir aralığa dönüşüyor o.

Samican: evet ama bu arada şey aralıklar da çok fazla hareket etmiyor yani şey değil 60 bin ila 100 bin gibi bir şey değil. Bu arada dolar ve yıllık brüt söyledim arkadaşlar 60 bin aylık gibi öyle paralar kazanmıyoruz (gülüşmeler). Ama yani Amerikalı bir firma olduğundan böyle dedim. 

Tuna: şimdi hemen hesap yapıyoruuum (hesap makinesi sesi geliyor tıkır tıkır)

Barış: adam hesap makinası sesi çıkardı ya.

Tuna: var zaten yanımda masamdayım.

Samican: maaşlara falan da bakmayın zaten iyice moraliniz bozulmasın.

Barış: yok ya tam tersi bakın kendinizin ne kadar şey halde olduğunuzu görün hemen yurt dışına açılın. 

Samican: yurt dışına açılın şahsi olarak. Yani startuplarda da uygulamalar oluyor, ama startuplarda bir netlik olmuyor genellikle, bir yere kadar büyüdükten sonra netleşiyor, bu arada bence şöyle bir durum var biraz daha startuplarda eşitlikçi davranılan bir durum olabilir, bunun nedeni şundan kaynaklanıyor, startuplar çok hızlı büyüdükleri için ve genellikle dışarıdan finansmanla büyüdükleri için böyle şeye benzetiyorum, genç yaşında her gün sigara alkol kullanan çocuk gibi yani hatalar yapsa dahi onları kaldırabilen bir yapıları olabiliyor. İnsanların sirkülasyonları da biraz daha fazla olabiliyor ama insanlar biraz daha eşitlikçi bir şekilde hisselerini alıyorlar falan filan.

Tuna: aslında ben şunu merak ediyorum, 5 kişilik bir startupsın aynı tencereye çalakaşık beraber yiyorsun zaten yemeği orada ortada para, ihtiyaç ona göre dağıtılıyor para herkese herkes biliyor, ben startuplardaki eğilimi anlamaya çalışıyorum, organizasyon büyükçe ne yapıyorlar ne yöne yöneliyorlar çok mu şeffaflaşıyorlar ? orada duvara mı tosluyor yoksa çok katı kurallar mı koymaya alışıyor ne yapıyorlar yani ? ne gördün ?

Samican: startup diyince tek bir yapı gibi şey yapmak çok zor bazı kurucular var, kurucunun ruhunu yansıtan bir organizma sonuçta startup, bazı kurucular var bu kurucular şirket kurmak istiyorlar, adam diyor ki ben, benim ömrümün ötesine gidebilecek bir yapı kurmak istiyorum diyor.şimdi bu tarz insanlar sürekli kendini iyileştirmeye çalışırlar ve daha iyi olması için elinden geleni yaparlar. Ama  bazıları da var ben satıcam bu şirketi diyor. 300 milyon dolar olduğunda satacağım diyor ondan dolayı oraya gidene kadar yapması gerekeni yapıyor. 

Tuna: sonrakinin baş ağrısı olsun diyor yani.

Samican: yani evet, çünkü ben bunun ötesindeki şeyleri yaşamak istemiyorum bu sorunları çözmek istemiyorum diyebilir bu arada. 

Barış: yani o süreci oturtmayabilir orada. Ya o startuplarda genelde şey oluyor kurucuların karizmasına, liderliğine kalıyor o maaş işleri. Seni neye ikna ediyor sen onu neye ikna ediyorsun ? sen ne kadar değerlisin ? o seni ne kadar değerli görüyorun kesiştiği noktalarda fiyat oluşuyor bu kadar basit. 

Samican: asıl mesela şöyle şeylerde çok ilginç durumlar oluyor. Mesela bundan 4 yıl önce growth hacker aldın işe, şimdi 4 yıl önce growth hacker diye bir şey yoktu, ama işte yeni çıkmıştı falan filan alıyosun böyle bir pozisyon yok, muadili yok, tabi bunu fiyatlaman gerekiyor falan. Mesela böyle şeyler kompleks olabiliyor. Ya da ilk defa aldıkları, yani işte geçenlerde yine bir dounder arkadaşım soruyor biz şimdi bir finansçı alacağız, çünkü anlıyorum ki finansla ilgili eksiklerimiz var ama ne yapmam gerekiyor beraber iş tanımını yazabilir miyiz dedi mesela bana. Beraber oturduk bunu yazdık sonra ben anlattım işte bunu yazmak dediğim de böyle şey değil benden istediği abi bana bir tanım yazıp gönderir misin değil, ben ne yaptıracağım ? neden buna bu kadar para veryorum falan diye yani böyle mi ?

Barış: piyasanın normali ne ?

Samican: evet.

Barış: neyse yani burada bence şey tavsiyesine gelelim insanlara founderı olmayan, çalışan insanlara bir tavsiyede bulunmak gerekirse, benim tecrübem startup tarafında olduğu için startupta çalışıyorsanız çok çalışmanız gerekiyor, her şeyden çok yapmanız gerekiyor, ilginç şeyler yapmanız gerekiyor ki normalde herhangi bir kurumsal firmada kazanacağınız paradan biraz daha fazla kazanın. Onun yolu var, bence startuplarda yok değil, ama çok ekstra şeyler yapmanız gerekiyor onun yolu bu. Bence ekstra şeyler yapmak da çok güzel çünkü startuplarda çalışan olunca zaten 60 yaşında startupta çalışan pek olmuyor, o yüzden gençken enerjiniz varken startuplarda çok çalışıp normalde kazanacağınızdan çok kazanabilirsiniz. Bence de bu iyi bir yol. Böyle de olması gerekiyor. Çok çalıştığınızı nasıl göstermeniz gerekiyor ? o da ayrı bir iş ayrı bir tartışma şeyi. Öyle ya da böyle ben çok çalışmanın anlaşıldığını ve boş geçmeyeceğini düşünüyorum. İyi çalışan her türlü ödüllendirilir ona eminim ben bütün hayatımda bunu gördüm. Kurumsalda bu böyle olmayabilir gösterilmiyor olabilir. 

Tuna: bir bölüm konusu yapalım barış, çok çalışmak iyi çalışmak nedir ?

Samican: yan o kadar spekülasyona açık ve ucu açık bir şey söyledin ki.

Tuna: onu ayrı kaynatalım yani o da konuşulması gereken bir şey. 

Barış: onu bu şekilde geniş söylememin sebebi de şu; sizin aklınızda çok çalışmak neyse şu anda 20 yaşındaki birinin çok çalışmakla 30 yaşındaki adamın farklı ya, 20 yaşında bence o şekilde çok çalışman lazım, o şekilde 20 yaşında çok çalışırsan 30 yaşındaki çok çalışma fikrin farklı olacak. O zamna da daha efektif çalışmaya başlayacaksın bence. Ama 20 yaşında efektif olmayan şekilde yine çok çalışman lazım. Ben ondan bahsediyorum. Yani 20 yaşında çok akıllı ol çok böyle nokta atışı işler yap ve inanılmaz hareketlerle şirketi bir yere getir, getirebiliyorsan süper, ama büyük olasılıkla getiremeyeceksin, ama yine de çok çalışacaksın ve yine karşılığını alacaksın bence.

Samican: yani bu şey noktasına geliyor galiba senin bölümün de başında sorduğun sorulardan bir tanesi vardı mesela 22 yaşında 21 yaşında işe başlamış bir insan, neden 10 yıldır çalışan bir adamla aynı maaşı alamıyor ? 

Barış: çünkü etkisi o kadar olmuyor bu kadar basit aslında. Yani daha zeki olabilir daha yetenekli olabilir ama daha realize edilmemiş bir durum olduğu için realize ettikçe ortaya çıkıyor.

Samican: evet biraz da şey de var mesela zeki olmak iş yerinde iş yapabilmek anlamına geliyor mu ?

Tuna: çok derin bir konu daha.

Samican: evet sonsuza dek konuşabiliriz bunu son bir örnek vereceğim, işte Aytekin abiyle yaptığımız bölümdeki kitaplardan bir tanesi vardı creative selection diye onu okumaya başladım gerçekten çok güzel bir kitap, bitirdikten sonra onunla alakalı bir bölüm çekeriz, şey anlatıyor işte bu safariyi yapan appleda çalışan ekibin macerasını anlatıyor, mesela orda şey var 3 kişiler, bir tanesi mozillayı yapan ekipten bir adam, diğeri bir yazılımcı işte bizim kitabı anlatan, bir de süper bir çocuk geliyor, çocuk biraz daha genç ikisine kıyasla, ama bunlar 6 hafta uğraşıyorlar hiçbir şey yapamıyorlar sonra çocuk geliyor, 1 hafta sonunda macintoshda çalışan bir tarayıcı yapıyor. Bunlar böyle şok oluyorlar nasıl böyle bir şey olabilir diye. Sonra çocuk aslında benim yaptığım gibi fake yapıyormuş başka bir yazılımı almış,

Barış:firefox un üzerine bir şey koymuş,

Samican: falan filan böyle bir şeyler yapmış ve aslında 4 tane falan bir şey yapabiliyor bu yaptığı 5. Yi yapmaya çalışsa olmayacak ama işte demo yapmak için haftasonu yapmak için bayağı iyi bir şey. Şimdi mesela bu çocuğu tek başına appleın içine atsanız ne kadar iyi bir yazılımcı olursa olsun o kadar etki yaratmıyor aslında yanındaki 2 eleman çok önemli. Çünkü bu iki lemandan birisi öncelikle mozillayı yapmış adam, adamın inanılmaz bir ağırlığı var zaten o bir şey dediğinde şöyle zaten bizim apple olarak bir tarayıcıya ihtiyacımız var demişler gidip mozillayı yapan adamı ekibe almışlar zaten herkes onun sözünü dinliyor, sen dünyanın en iyi yazılımcısı olsan da 22 yaşında olup da bunların hepsini yapabilen bir insan olsan da o adamın masaya getirdiği ağırlıkla aslında şirkette daha fazla hareket oluyor. O adam hareketlendirebiliyor şirketi. 

Barış: etki alanına çekiliyor uzaydaki ağırlık gibi işte. 

Tuna: etki alanı diyoruz ona evet.

Samican: ondan mesela senin etkin , aslında bir potansiyel enerjin var böyle insanlarla yan yana geldiğinde bir anda açılıyorç

Tuna: potansiyel enerjinn kinetik enerjiye dönmesi gerekiyor yani.

Samican: aynen. 

Barış: o yüzden kariyerde bazı şeyler de var, yani memnun değilseniz iyi bir performans verdiğinizi düşünmüyorsanız etrafınızdaki insanların size katkıda bulunduğunu veya sizi heveslendirdiğini, ilham verdiğini düşünmüyorsanız, değiştireceksiniz. Bu işler böyle yani doğru adamları bulana kadar bir sürü şirket değiştirmek var bu işin içinde. Yani startup tarafından bahsediyorum gidip kurumsalda 25 yıl çalışıp herhangi bir maaş artışına da okey diyip huzurlu bir şekilde de yaşayabilirsiniz. Nasıl istiyorsanız. Ama değişik şeyler yapmak istiyorsanız böyle kaotik süreçlerden geeceksiniz zaten 20 li yaşlar 30 lu yaşları da dahil edebilirim ben hala oralarda olduğum için, kaosa karşılık verebildiğiniz zamanlar, bakalım 40lara geldiğimde onu da tekrar söylerim. O zamanda da karşılık verilebiliyor mu diye. Büyük olasılıkla çünkü hala kaosun içinde olurum ben. 

Tuna: o zaman yavaş yavaş artık kapatalım bölümü.

Samican: evet arkadaşlar normalde yorumları okuyacaktık ama herkes yorgun ondan yorumları önümüzdeki haftaya bırakıyoruz ama yorumları okumamamıza rağmen şeyi hatırlatmak istiyorum, 15 şubat tarihine kadar, bize yorum bırakan yani ekşi sözlükten itunesdan yorum bırakan seçtiğimiz 5 kişiye bir kitap hediye edeceğiz, kitabın ben önerilerini yaptım şimdi, 3 tane farklı kitap önerimiz var, barış ve tunayla oylama yapıp hangisini hediye edeceğimizi seçeceğiz. Onu da önümüzdeki hafta açıklayacağız. 

Tuna: taş kağıt makas yapacağız. 

Samican: evet, diyorum ve bölümü kapatıyorum. Gümlet media’nın sunduğu girişimci muhabbetinin 191. Bölümünü dinlediniz arkadaşlar şimdi gümlet medianın diğer podcastlerinden bahsedeceğiz. Öncelikle üretim bandı ile başlayalım, paraşütle üretim bandı değil mi evet eran ve andaç ın sunduğu her bölümde ürün geliştirici ekiplerle bir araya gelen ve onların ürün geliştirme süreçleriyle alakalı konuşan güzel bir podcast dinlemenizi tavsiye ediyoruz. En son bölümde kimi çektiler biliyor musunuz ? takip edebildiniz mi ?

Barış: modanisa

Samican: evet modanisa yı çektiler. 2. Podcastimiz serbest oyun imalatı Zeynep ve orçun un sunduğu şu anda yapmakta oldukları anytown adlı oyunun yapım sürecini anlattıkları podcast. Burada da aslında işte ürün nasıl geliştirilir, pardon oyun nasıl geliştirilir değil oyun nasıl yapılır, buradaki ürünümüz aslında oyun. Oyun geliştirirken aslında bunun hikayesi nasıl yapılır, işte bunun dramatolojisi nasıl yapılır o tarz şeyleri anlatan biraz daha belgeselvari bir podcast çok güzel bir podcast tavsiye ediyorum. Bir diğer podcastimiz mücadele, fatih zeki ve alperin sunduğu hayat mücadelesi ile alakalı podcast her bölümde işte hayatta bizi zorlayan yapmak istediklerimizle yapabileceklerimizin arasındaki aslında gerginliği naıl çözebileceğimize dair konuları anlatan güzel bir podcast çok güzel tavsiye ediyoruz onu da. Dinleyin yorum bırakın arkadaşlarınıza tavsiye edin yeni bir podcast çünkü. Son olarak da yollarda tv var yollarda tv koray ve arman ın sunduğu yine teknoloji ve girişimcilikle alakalı bir podcast youtube üzerinden de yayın yapıyorlar 15 ila 25 dakikalık daha çok popüler konular hakkında konuşan bir podcast, onu da tavsiye ediyoruz diyorum ve kapatmadan son olarak bize nasıl erişebilirsiniz https://www.girisimcimuhabbeti.com/  adresnden, daha önceki bölümlerimizi oradan bulabilirsiniz e-mailinizi bırakıp e-mail listemize abone olabilirsiniz barış arada atıyor, hiç atmıyor galiba. Slack kanalına abone olabilirsiniz daha önce bölümlerimize konuk aldığımız herkes neredeyse orada var. Onlarla da konuşabilirsiniz. Onun dışında naber@girisimcimuhabbeti.com adresinden e-mail atabilirsiniz. Itunes dan ve ekşi sözlükten yorum bırakın 15 şubata kadar kitap hediyemiz devam ediyor çekilişe katılın. 

Barış: bayağı marketinger kapanışı yaptın

Samican: okey haftaya görüşmek üzere

Barış: haftaya görüşmek üzere by by. 

Tuna: hoşçakalın.

#190 fyre festival, munchery, juicero ve patlayan girişimler

fyre festival

netflix'te yakın zamanda fyre adlı bir belgesel yayına girdi. belgesel fyre adlı bir girişimin düzenlemeye çalıştığı bir festivalin hikayesini anlatıyor. çok büyük sözlerle ortaya çıkan bu festival, felaketle sonuçlanıyor. fyre'ın ve benzer batık girişimlerin hikayeleri üzerinden patlama süreci nasıl oluyor, girişimler neden patlıyor onu konuşuyoruz.

fyre festival hakkında:

https://en.wikipedia.org/wiki/Fyre_Festival

bahsettiğimiz diğer girişimler:
juicero: https://www.theguardian.com/technology/2017/sep/01/juicero-silicon-valley-shutting-down
munchery: https://techcrunch.com/2019/01/21/munchery-shuts-down/

(bölümde munchery yerine munchkin demişiz, özür dileriz :))

bu haftasonu istanbul'da bir meetup düzenliyoruz, gelip bizimle tanışırsanız çok seviniriz! 

https://www.meetup.com/Girisimci-Muhabbeti-Meetup/

#189 umut gökbayrak ile taktığı farklı şapkaları, girişimciliği ve ekosistemi konuştuk

umut gokbayrak

bu bölümde ekosistemin çınarı (swh) umut gökbayrak ile konuştuk. kendisini tazedirekt'in CTO'su ya da hürriyet'in CTO'su olarak tanımış olabilirsiniz, ya da bu işlerden önce yaptığı girişimlerden birisinden tanıyor olabilirsiniz, ya da istanbul dışında şehirlerde de bir hayat olabileceğini bize anlatan yazılarından duymuş olabilirsiniz. ya da onu hiç duymamış ve ilk defa tanıyacak olan şanslı azınlıktan olabilirsiniz. umut abi bize 90'lı yıllardan başlayan teknoloji serüvenini anlatıyor, bu bölümde dizginleri barış eline alıyor. hepinize iyi dinlemeler!

umut abi'nin sonsuz uzunluktaki linkedin sayfası: https://www.linkedin.com/in/ugokbayrak

umut abi'nin medium yazıları: https://medium.com/@umutgokbayrak

umut abi'nin son girişimi: https://talentads.net

celil bozkurt'un baslattigi mobile app growth slack kanali: https://mobilegrowthist.slack.com/join/shared_invite/enQtNTIyMTk5MDAwOTc5LWRlNDAzMWVmMWQ0YWFiMTM2MjcwZjUyZjQwMjcwNTQ3ZjVhZWY0ZDM1ZTVkY2JiMmEyOWFjYzFjZmNhMTg3ZmE